Category Archives:ASD HUKUK-Yargıtay Kararları

Vekaletnameye Barolar Birliği Pulu Yapıştırılması Dava Şartı Değildir.

YARGITAY 3.HD E.2012/12635, K.2012/18907, T.17/19/2012

-Vekaletname ve örneklerine Türkiye Barolar Birliği pulu yapıştırma yükümlülüğü müvekkile değil, vekaletnameyi ilgili makama sunan Avukata aittir.
-Vekaletnamede Barolar Birliği pulunun bulunmamasının, onun geçerliliği açısından sonuca etkili olmaz.
-Vekil aracılığı ile takip edilen işlerde, geçerli bir vekaletname bulunması (temsil yetkisi )ve bunun mahkemeye verilmesi dava şartı olduğu halde, mahkemece verilen 10 günlük süre içinde Barolar Birliği pulunun vekaletnameye yapıştırılmaması veya pul eksikliğinin tamamlanmaması bir dava şartı değildir.
-Avukatın, Barolar Birliği Pulu yapıştırılması yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, müvekkilin herhangi bir şekilde bu durumdan etkilenebilmesi için, vekilinin yerine getirmediği yükümlülükten haberdar edilmesi, durumun ve sonuçlarının kendisine açıklıkla bildirilmesi, Anayasa’nın hak arama özgürlüğünü düzenleyen 36. maddesi hükmü ile, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi gereğidir.

Yargıtay

YARGITAY 3.HD 12635-18907

Kredi Sözleşmesinden Doğan Alacak İçin, Hem Kredi Borçlusu, Hem de Kefil Hakkında Ayrı Ayrı Takip Yapılması Halinde Vekalet Ücreti

YARGITAY 19.HD E.1994/7578, K.1995/4216, T.16/05/1995

Davalı Alacaklının Kredi sözleşmesinden doğan alacağı yönünden, hem kredi borçlusu, hem de kefil olan davacı hakkında ayrı ayrı takip yapmasına yasal bir engel bulunmadığına göre, iki dosyadan ayrı ayrı masraf ve avukatlık ücreti istenmesine de yasal bir engel yoktur.

Yargıtay

YARGITAY 19.HD 7578-4216

6100 Sayılı HMK' nun Yürürlük Tarihinden Önce Davacının Bir Kez Daha Davayı Takipsiz Bırakma Hakkı Bulunuyorsa, Yürürlük Tarihinden Sonra da Davayı Bir Kez Takipsiz Bırakarak Yenileyebilir.

YARGITAY 5.HD E.2012/9448, K.2012/15070, T.05/07/2012

-01 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nun 320/(4) maddesi gereğince; “Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilen dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır” hükmü getirilmiş ise de; 6100 sayılı HMK.nun 448. maddesindeki; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır” hükmü gereğince; 1086 sayılı HUMK.nun yürürlük tarihinde birinci kez işlemden kaldırma sonrası, davacının ilk yenilemeyi takiben bir kez daha davayı takipsiz bırakma hakkı bulunduğundan ve bu durum davacı yönünden tamamlanmış işlem niteliğinde olmadığından, burada 6100 sayılı Kanun değil, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nu uygulanmalıdır. Bu nedenle davacının 6100 sayılı HMK.nun yürürlük tarihinden sonra da bir kez daha takipsiz bırakma hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.

Yargıtay

YARGITAY 5.HD 9448-15070

Kesin Borç (Karz) İpoteği Ana Para ile Birlikte Gecikme Faizini ve İcra Takibi Yapılmış ise Takip Masraflarını da Güvence Altına Alır.

YARGITAY 14.HD E.2012/8388, K.2012/10202, T.13/09/2012

-Türk Medeni Kanunu’nun 875. maddesine göre; kesin borç (karz) ipoteği, anapara ile birlikte gecikme faizini ve icra takibi yapılmışsa takip masraflarını da güvence altına alır.
-Taşınmaz malikinin ödeme iddiası varsa bu iddianın yazılı delille kanıtlanması zorunludur.
-İpoteğin terkini davasında, anapara ile birlikte gecikme faizi ve icra takibi yapılmış ise takip giderlerinin alacaklıya ödenmek üzere davacıya eksiksiz olarak depo ettirilmesi halinde ipotek şerhinin terkinine karar verilebilir.
-Eksik ödeme yapılırsa davanın reddine karar verilmekle beraber, ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesine karar vermek suretiyle hüküm kurulmalıdır.

Yargıtay

YARGITAY 14. HD 8388-10202

Kazanç Sağlama Amacıyla Sadece "Bir Kişiye" Ödünç Para Verilmiş Olması, Tefecilik Suçunun Oluşması İçin Yeterlidir.

YARGITAY 4.CD E.2012/1830, K.2012/31528, T.24/12/2012

2279 sayılı Kanun’un 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinin 01.06.2005 yürürlüğü tarihinden sonra işlenen suçlarda, 5237 Sayılı TCK’nun 241.maddesinde tanımlanan Tefecilik suçunun oluşması için, sanığın kazanç sağlamak amacıyla yalnızca bir kişiye dahi ödünç para vermesi yeterli olup, değişiklikten önceki “bu işi meslek haline getirmek” unsurunun bir önemi kalmamıştır.

Yargıtay

YARGITAY 1830-31528

Esastan Sonuçlanmadan Görevsizlik-Yetkisizlik-Gönderme Kararı Verilen Davada Yargılama Gideri

YARGITAY 22.HD E.2012/29236, K.2012/28475, T.17/12/2012
-Yargı yolu ile görevsizlik kararı sonucu verilen red kararları, henüz davayı esastan sonuçlandırmadığından davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine de o mahkemece hükmolunmalıdır.
-HMK’nun 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretine de görevsizlik veya yargı yolu nedeni ile verilen red kararında ayrıca hükmolunamaz.
-Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.

Yargıtay

YARGITAY 29226-28475

Kat Malikleri Kurulu Kararlarının İptaline İlişkin Davalarda Husumet

YARGITAY 18.HD E.2012/5077, K.2012/5660, T.15/05/2012
Kat Mülkiyeti Yasasının 38.maddesinin 5711 Sayılı Yasa ile değişik ikinci fıkrası husumetin yöneticiye yöneltilerek dava açılabileceği hükmü, kat maliklerine seçimlik bir hak tanımış olur. Kat malikleri kurulu kararlarının iptaline ilişkin davalar kat maliklerini temsilen yöneticiye husumet yöneltilmesi suretiyle açılabileceği gibi, karara olumlu oyları ile katılan kat maliklerine karşı da açılabilir.

Yargıtay

YARGITAY 18.HD 5077-5660

Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönünden Zamanaşımı

YARGITAY 9.HD E.2010/28636, K.2012/39090, T.22/12/2012
– Tazminat niteliğindeki alacaklar 10 yıllık zamanaşımına tabidir.
– Ücret alacağı 5 yıllık, yıllık ücretli izin alacağı 10 yıllık zamanaşımına tabidir.
– İşverence işçiye fazladan ödenen ücret ve ücret ekinin geri alınmasında zamanaşımı 5 yıl olarak uygulanır.
– Kanuni zamanaşımı süreleri tarafların iradesi ile değiştirilemez.
– Zamanaşımı alacağın muaccel olduğu anda başlar.
– Alacak zamanaşımına uğradığında, faiz ve diğer ek haklar da zamanaşımına uğrar.
– Alacaklının dava açmasıyla dava konusu alacak için zamanaşımı kesilir.
– Zamanaşımının kesilmesi halinde, yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.
– Müteselsil borçlularda, birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer borçlulara karşı da zamanaşımını keser.
– Zamanaşımından önceden feragat geçersizdir. Borç zamanaşımına uğradıktan sonra zamanaşımı definden (doğmuş bir defiden) vazgeçilebilir.
– Zamanaşımı süresi dolmadan, borçlunun tek yanlı irade beyanı ile borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması) zamanaşımını keser, bu aynı zamanda zamanaşımı definden zımni feragat anlamına gelir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile birlikte;
– Zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile birlikte ileri sürülmelidir.
– Basit Yargılama Usulünün uygulandığı davalarda 01.10.2012 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi artık söz konusu değildir.
– Islah dilekçesinin davalı tarafa tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulmalıdır.
– Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ise, yada süresi içinde cevap dilekçesi verilmemiş ise; HMK ya göre zaman aşımı defi, davacının açık muvafakati ile söz konusu olabilir.
– 01.10.2012 tarihinden sonraki dönemde, davacı taraf açıkça muvafakat ettiğini beyan etmez ise; süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
– Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi mümkündür.

Yargıtay

YARGITAY 9.HD 28636-39090